Tel

0 507 817 35 12 -0 532 522 87 67 - 444 7 606

Obezite Cerrahisi

obezite cerrahisi

Obezite nedeniyle birçok hastalığın ortaya çıkma olasılığı ciddi bir şekilde yükselmektedir. Bu hastalıklar arasında en çok bilinenleri yüksek tansiyon ve kalp-damar hastalıklarıdır. Birçok bilimsel araştırma kilonun artması ile kan basıncının yükselmesi arasında direkt bir ilişki olduğunu ispatlamıştır. Buna şişmanlığa bağlı kan yağlarının yükselmesi ilave olduğunda damar sertliği, çeşitli vücut bölgelerindeki damar tıkanıklıkları ve kalp hastalıklarının sıklığı ciddi bir şekilde artış gösterir. Aynı şekilde kan şekeri düzeyinin yükselmesi ve şeker hastalığı ile yandaş sorunlarının ortaya çıkma olasılığı şişmanlarda çok daha yüksektir. Akciğer yetmezliği ve astım tarzı nefes darlıkları uyku sırasında nefes kesilmeleri ve şiddetli horlama şeklinde kendini gösterebildiği gibi, hareketler ve egzersiz sırasında nefesin yetmemesi şeklinde de hissedilebilir. Ağırlığın artmasına bağlı vücudu taşıyan eklemlerin zorlanması, ezilmesi ve sonunda romatizma şikayetlerine benzer ağrı ve hareket kısıtlılıkları ortaya çıkabilmektedir. Bunun sonucunda en sık bel fıtığı ve diz ile kalça ağrılarına rastlamak mümkün. Şişmanlık sonucu karın iç basıncının artmasıyla mide fıtığı ve reflü yakınmaları çok daha sık bir şekilde ortaya çıkmakta, hareketsizlik ve kan yağlarının artmasına bağlı safra kesesi ve yollarında daha sık taşlar oluşmaktadır. Bu nedenle şişmanlarda mide ve hazım yakınmaları daha sık rastlanmaktadır. Artan kan yağ oranları, artan kan basıncı ve bozulan damar cidarı kalitesi, hareketsizlik ve bacaklarda kan göllenmesi sorununa eklenmesi ile bacak damarlarında daha sık görülen ancak vücudun herhangi bir bölgesinde görülebilen damar içinde kanın pıhtılaşması olayı görülebilir. Bu pıhtıların aynı yerde veya koparak uzaktaki organlara gidip oralarda tıkanmalar oluşturması ile emboli denilen ve hayati tehlikeye sahip olan ciddi bir durum ortaya çıkabilmektedir. İnme ve felç gibi olaylar, sinir sisteminin bu dolaşımsal sorunlardan etkilenmesi sonucunda şişmanlar arasında sıkça rastlanan bir sorundur. Tüm kanser türleri için ispatlanmamış olsa da kalın bağırsaklar, meme ve rahim kanseri gibi birçok kötü huylu hastalığın şişmanlarda daha sık rastlandığı bilinen bir gerçektir. Ayrıca dış görünüşü nedeniyle psikolojik sorunlar yaşayan ve sosyal hayatında başarısız olup iş ve özel hayatında dışlanan obezlerin sayısı hiç de az değildir.

Sadece estetik değil aynı zamanda sağlık açısından da ciddi problemler yaratan şişmanlıkla savaşta pek çok yöntem vardır: diyet programları, farklı egzersiz türleri ve hatta ilaç kullanımı. Ancak, tüm bunlar, bazen uygulamadaki zorluğu (örneğin diyet ve düzenli egzersiz, kuvvetli irade gerektiriyor), bazen de yan etkileri nedeniyle etkin sonuç veremeyebiliyorlar. İşin daha da kötüsü, sürekli kilolarıyla savaşan ve bir türlü sonuç alamayan kişiler sonunda hem psikolojik hem fiziksel açıdan yorgun düşebiliyor ve mücadeleyi bırakabiliyorlar. Dünya sağlık örgütünün raporlarının da aralarında bulunduğu bir çok uluslar arası cerrahi, diyet, endokrinoloji ve metabolizma raporların sonuçlarına göre obezitenin tedavisinde etkinliği ispatlanmış ve yan etkileri kabul edilebilir hiçbir ilaç tedavisi günümüzde mevcut değildir. Akapunktur ve benzeri psikoterapi yöntemlerin etkileri bazı hasta guruplarında gösterilmiş olsa da bu tedavilerin etkinlik süreleri çok kısa ve kiloların geri alınması çok hızlıdır. Diet ve egzersizin etkinliği tartışılmaz düzeyde fazla olsa da yine dünya sağlık örgütü verilerine göre be yöntemler hafif kilolu kişilerde etkin olsa da obez ve morbid obez insanların sadece yüzde biri başarılı bir diyet programından sonra kilolarını koruyabilmektedirler.